Sanayi Üniversite İşbirliğinde Dev Adım Atıldı

Yıllardır her sektör için gündeme gelen ve başarılı uygulamaları rol model oluşturan sanayi ve üniversite işbirliği bu defa Türkiye'nin en köklü sektörü tekstili temsil eden İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) ve İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi arasında yapılan anlaşma ile tekrar gündeme geldi.

Uzun süredir, gerçek ve ayakları yere basan bir işbirliği geliştirmek için üzerinde çalışılan protokolün imza töreni, Haziran ayı başında İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle, İTHİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şerafettin Demir, İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevin Çiğdem Gürsoy ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Demir'in katılımıyla gerçekleştirildi.

İşbirliği protokol imza töreninde konuşan İsmail Gülle, sektör imkânlarının ehil insanlar eliyle daha verimli kullanılması yönünde büyük bir adım attıklarını belirterek, “Atıl değerleri üretime katmak ve akademik anlamda Ar-Ge çalışmaları yapabilmek için önemli bir işbirliğine imza attık” ifadelerini kullandı. Gerçekleştirilecek işbirliği ile özellikle son teknolojiye sahip olduğu halde istenilen verim alınamayan Tekstil Ar-Ge Merkezi'nin çok daha aktif olarak sektöre hizmet vereceğinin altını çizen Gülle, ayrıca İTHİB tarafından öğrenci ve akademisyenlere verilecek maddi desteğin önemine de işaret etti. İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevin Çiğdem Gürsoy ise protokolün imza aşamasına gelene kadar her iki tarafın da gerçek ve ayakları yere basan bir çalışma için büyük çaba gösterdiğini dile getirdi. Dünya üzerinde imajı çok güçlü olan Türk tekstil sanayisi ile işbirliği yapmanın kendileri için çok güzel bir gelişme olduğunu da dile getiren Gürsoy, akademik anlamda son derece yetkin olan kadrolarının tam bir ekip çalışması ile sektöre büyük katkı sunacağını ifade etti.

İmzalanan protokol ile, sanayiciler ve akademisyenlerin aynı çatı altında buluşarak ortak katma değer üretmeleri amacıyla güçlü bir işbirliği ortaya çıkmış oldu.

Her alanda süratli bir değişimin yaşandığı günümüzde ülkeler kendi refah seviyelerini yükseltmek istemekte ve bu çerçevede eğitim ve ekonomi alanlarında ilk sıralara tırmanma mücadelesi vermekteler. Bu mücadelenin ana öğesini ve kalkınmanın temelini hiç şüphesiz teknoloji üretebilen ve bilgiye sahip olan yüksek seviyede eğitilmiş toplumlar oluşturmaktadır. Bilgiye sahip olmak ve bu bilgiyi teknoloji üretimine dönüştürebilmek için de üniversitelere ve sanayiye önemli görevler düşüyor. Üniversitelerin temel görevi bir yandan eğitim ve öğretim hizmetleri vermek, diğer yandan da temel ve uygulamalı alanlarda araştırma yapmaktır. Yapılan araştırmaların temel amacı ise, bilgi üretilmesi ve mevcut bilgilere yenilerinin katılmasıdır. Üniversitelerin yaptıkları araştırmaların çoğunluğunu temel araştırmalar, bir kısmını ise uygulamalı araştırmalar oluşturuyor. Diğer bir ifadeyle üniversiteler bir yandan yaptıkları eğitim-öğretim faaliyetleri ile sanayinin ihtiyaç duydukları Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) personelini yetiştirmekte, diğer yandan da araştırma yaparak sanayinin ihtiyaç duyacağı alanlarda bilgi üretmeye çalışmaktadırlar. Sanayi, ülkedeki mevcut bilimsel ve teknolojik potansiyeli harekete geçirerek önceden yapılmış araştırma sonuçlarını üretime dönüştüren kesimdir. Ülkelerin kalkınmışlık düzeyini o ülkedeki sanayinin gelişmişlik düzeyi belirlemektedir. Bir ülkedeki sanayi dışa bağımlı olmadan kendi teknolojisini kendisi üretebiliyorsa, küreselleşen dünya pazarında rekabet şansı da o derece yüksek olacaktır. Sanayinin kendi teknolojisini üretebilmesi için teknolojiyi üretebilecek bilgiye kolayca ulaşabilmesi gerekir. Bu da ancak güçlü bir üniversite-sanayi işbirliği ile mümkündür.

PAYLAŞ